• Arif Antlı

HİKÂYESİ YARIM KALANLAR İÇİN "BENİ YARIM BIRAKTIN" ÇIKTI ZEUS KABADAYI (ENSAR SERCAN KILINÇ)

HİKÂYESİ YARIM KALANLAR İÇİN

"BENİ YARIM BIRAKTIN" ÇIKTI

ZEUS KABADAYI

(ENSAR SERCAN KILINÇ)



Bu hafta röportaj konuğum kulvarında zirve bir isim. Yürek insanı. Yazar, şair, senarist, seslendirmen, söz yazarı, yine on parmakta on marifet müthiş bir kalem. Üslubunu sevdiğim, yıllardır takip ettiğim, ruh hallerini çok sevdiğim, lafı evirip çevirmeyen harbi bir adam. Çektiği videolardaki bakış açılarını izlediğimde işte tam da bu dediğim değerli kalem, güzel dost Ensar Sercan Kılınç, namı diğer ZEUS KABADAYI var. Sercan Bey’i ben yıllardır tanıyorum. Her defasında bunu tekrarlamak istiyorum. Ölü taklidine yatanlara inat sosyal sorumluluk bilincini yürekten hisseden kıymetli bir isim. “Hayalim”, “Karanfil” ve “Haykırış” isimli rap üç müzik albümü var. Geçmiş zamanda yayımlanan, Youtube’da Yarabandı isimli dizinin senaristliğini ve oyunculuğunu yaptı. Çok ses getiren “Beni Neden Sevmedin”, “Mutlu Olmak İstiyorum” , “Sevseydi Gitmezdi” ve “Artık Daha Güçlüyüm” kitaplarından sonra geçtiğimiz günlerde 5. Kitabı “Beni Yarım Bıraktın” çıktı.



“Aslı Hanım; çocukluğumdan bu yana hikâyelere, şarkılara sözlere bağlı olan hayatını hep bir şeyleri başarmak için savaşan bu yolda kitap, dizi ve albümler yapan biriyim. Hayatı ve onun verdiklerini seven normal bir insanım desem doğru olur. Bu kitabımda herkesin yarım kalan parçasını anlatmaya çalıştım. Kiminin yarım kalan sevgisi kiminin yarım kalan düşlerini tamamlamak için bu kitabı yazdım. Bu kitap diğer kitaplarım gibi benim bir parçam, benim kalan parçamı insanlarla tamamladım ben başta kendimi anlattım. Sağ olsunlar sevdiler kalan parçamı da onları anlatmak için harcadım.” ifadelerini kullanan Zeus Kabadayı röportajımız sizinle.



Merhaba Sercan Bey; İnsanlar röportajımıza başlamadan tanımak istiyor misafirlerimizi. Öncelikle sizi tanımak isteriz. Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz kimdir Zeus Kabadayı (Ensar Sercan Kılınç)?

Müzik, Kitap, film ve insan aşığı yazdıklarıyla anlatılamayan yarım kalmışlıkları anlatan bir adamım bende bu dünya minik bir noktayım.

Sayın Sercan Bey, şiir ve edebiyat tutkunuz nasıl başladı? Okuyucularımıza biraz bahsedebilir misiniz?

Uzun bir süre müzikle uğraştım. Hala da zaman buldukça çabalıyorum. Böyle zamanlarda en büyük etki yazdığım sözlere aldığım geri dönüştü. Bu geri dönüşlerle kitap okuma alışkanlığım ve yazma alışkanlığım arttı diyebilirim ama bu alışkanlığı kazandıran beni destekleyenlere teşekkür etmekte fayda var elbette.

Yeni kitabınız "Beni Yarım Bıraktın" piyasada birçok noktada satışta. Kitabınızın genel tema ve içeriğinden biraz bahsedebilir misiniz?

Bunu uzun anlatmak biraz zor benim için fakat söyleyeceğim tek bir şey var tüm hikâyesi yarım kalanlar için yazdım. Örnek verecek olursak herkesin yarım kalan parçasını anlatmaya çalıştım. Kiminin yarım kalan sevgisi kiminin yarım kalan düşlerini tamamlamak için bu kitabı yazdım. Bu kitap diğer kitaplarım gibi benim bir parçam, benim kalan parçamı insanlarla tamamladım ben başta kendimi anlattım. Sağ olsunlar sevdiler kalan parçamı da onları anlatmak için harcadım.

Yaşadığınız coğrafyanın yazı yolculuğunuza etkisi var mı Sercan Bey?

Yalnızca coğrafyanın değil hayatımıza dokunan tüm insanların etkisi var. Aksi zaten mümkün değil olamazda… Hayatımıza dokunan insanlar hep bir parça bırakıyor. Kime sorsanız hep hatırladığı anıları vardır. O yüzden aslında yalnızca coğrafya değil tüm etkenler etkiledi beni.

Sercan Bey sizin yazma tarzınızdan bahseder misiniz? Mesela nasıl bir ortamda yazmayı tercih ediyorsunuz?

Bu biraz ruh halime bağlı oluyor bazen kitabın bir bölümünde öyle bir yer oluyor ki kalabalıkları izleyerek yazmak istiyorum. Gidiyorum en kalabalık şehirlere, cafelere, sokaklara, sahillere orada yazıyorum. Bazen bir bölümde yalnız kalmam gerekiyor. En yalnız neresiyse yine oraları tercih ediyorum. Tam bir yeri yok o an geçen hikâye neredeyse ben orada olmak istiyorum bu benim yazılarımı hikâyelerimi çok etkiliyor.

Kitabınızda kendinizden soyutlanmış karakterlerimi yoksa sizi yansıtan karakterlerimi anlatmak daha güzel geliyor? Yani eserlerinizin sizi yansıtması hoşunuza gider mi?

Her ikisi de hem benim hikâyelerim hem de insanları örnek alarak yazdığım kitaplar var zaten bunu çok söylerim imza günlerinde veya görüşme şansı yakaladığım okurlarıma takipçilerime ben sizi yansıtmaya çalıştım siz bu kitabı yazmamın bu hikâyelerin nedenini tek tek anlatıyorum. Eserlerimin elbette beni yansıması hoşuma gider sonuçta ben bunu içimde yaşıyorum ve dışarıya insanlara anlatmak istiyorum böyle duyguları aktarıp bunları insanlarla paylaşmak harika bir şey.

Yazmak sizin için hayat boyu sürecek bir serüven mi yoksa yazmayı bırakmayı düşündüğünüz bir zaman var mı?

SUSMAK BANA GÖRE DEĞİL BEN KENDİMİ ANLATARAK RAHATLIYORUM

Yazmak yalnızca kitap değil birçok yazdığım senaryoda var bu yüzden yazmaktan asla vazgeçemem. Susmak bana göre değil ben kendimi anlatarak rahatlıyorum bir nevi meditasyon gibi. Bu benim için yemek yemekten su içmekten farksız ben hep yazarım evin her yerinde bir parça kâğıt bulmak mümkün.

Edebiyat dünyasında gördüğünüz en bariz sorun nedir? Bu soruna ne gibi bir çözüm önerisi sunulabilir?

İnsanlarla konu tartışmak bana göre olan bir şey değil! Haliyle bu sorunun net bir yanıtı yok. Bazı insanlar herkes yazı yazamaz kitap yazamaz algısı yaratıyorlar buna üzülüyorum. İnsanların bunu denemesinin ne zararı var? Aksine insanların yazmaya okumaya teşvik edilmesi çok daha faydalı görüyorum. Günümüz çağında eleştiri artık nefrete dönüşüyor maalesef keşke böyle durumlar olmasa…

Sizi yazmaya özendiren şeyler neydi? Yazarlık konusunda ilham veren kişi ya da yaşanmışlık var mıdır?

Yaşadığım hayat, içimdeki Sercan beni hep yazmaya itti. Bunu başlangıçta müzikle yaptım sonra kitap sonra dizi film derken bu yolda devam ediyor. Yaşanmışlıklara dayalı çok fazla konu ve içerik var elbette ilham veren oldu olmadı değil ama onlarda bana saklı olsun.

Kimsenin okumayacağını bilseniz bile yazar mıydınız?

BEN BİR ANDA ZEUS KABADAYI OLMADIM

Kimsenin okumadığı zamanlarda da yazdım hatta yazıp da yayınlamadığım notlar bile var. Ben bir anda Zeus kabadayı olmadım. Bu zamana gelene kadar çok aşama var o aşamaların başında okunmasam da yazdığım fazlasıyla vardır.

Okumayı sevmeyen bir milletiz. Günümüzde gençlerin sosyal mecralarda çok zaman geçirmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Size göre kitap okuma alışkanlığı kazandırılmak için neler yapılmalı?

Aslında bunu çok güzel yapan teknikler var. Kitap okuyamayanlara hep sesli kitaplar öneriyorum. Günümüzde insanlar hızlı yaşamayı hızlı tüketmeyi çok seviyor bunu fark eden belirli şirketler sesli kitabı tekrar hayatımıza sokarak insanlara kitabı almadan da iş yaparken dinleme şansı verdi. Yolda uyurken vb. her işi yaparken dinliyoruz bu bence çok iyi bir gelişme!

Yaptığım birçok yazar söyleşilerinde Türkiye'de ki yayın evleri ile yazara değer verilmediği hususunda ilgili çok şikâyet alıyorum. Sizin konuyla ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Ben tüm kitaplarımı ailem dediğim ‘Hayykitap’la’ birlikte çalışarak yayınladım. Diger yayın evleri hakkında hiç bir fikrim yok açıkcası. Ailem dediğim insanlarla bu işi yapıyor olmak büyük gurur ve keyif verici o yüzden buna bir yanıt veremem.

Şu an gündemde olan ekonomi, Corona virüsü meselesi hayatımızın tam ortasına oturmuş durumda. Bu husus kitap satışlarında, dergi ve gazete gibi yazılı basımlarda kötü bir etki yaptı. Birçok aktif piyasa çöktü. Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz? Nasıl toparlanabilir bu süreç?

COVİD BENDE ÇOK FAZLA ACI BIRAKTI

Her dönemin bir zorluğu oluyor dünyaca herkes bu konulardan etkilendi tek biz değil. Elbet bu zamanlarda geçecek ve dünya düzelecek diye düşünüyorum. Coviden çok değer verdiğim Hayykitap sahibi Rauf Baysalı kaybettik mesela… Baba gibi yakın gördüğüm insan böyle bir hastalıktan vefat etmesi beni çok derinden yaralamıştı. Covid bende çok fazla acı bıraktı dileğim odur ki bir an önce düzelmesi ne denebilir ki…

Türkiye’de kitap yayımlamak zor mudur? Bu yolculuğa adım atacak lakin hiç bilmiyorum ne yapacağımı diyen genç kalemdaşlarımız için bir kitabı yayımlatmak için hangi süreçlerden geçmek gerekir?


Dediğim gibi ben tek bir yayın evi ailem dediğim insanlarla bu işe başladım açıkcası yayın evleri yolu nasıl izlenir bilemiyorum ama yazar ve bunu severek yapan insanlara önerim sosyal medyada kendilerini denemeleri blog yazıları bu konuda çok öncü olduğunu düşünüyorum. Artık hayatımızda sosyal medya gibi bir etki alanı var, bunu kullanmaları bu işe en büyük adım olacaktır bence. Günümüzde bunu kullanmayan zaten yok kullanmak zorunda çünkü dünya artık telefonlarımızın içinde.

Türkiye’de yazarlık para kazandırır mı?

Para elbette herkese lazım fakat ben para kazanmak için yazmaya başlamadım sevdiğim için başladım. Kafamda hiç bir para kaygısı olmadan bu işe başladım. Başarıyla yapılan her işin elbette geliri olacağını düşünüyorum. Yazarlığa parayı düşünerek girmek çok mantık işi değil zaten.

İnsanların çoğu ‘hayatımı yazsam roman olur’ der. Sizce herkes kitap yazabilir mi? Yazmak bir yetenek midir? Öğrenilebilir mi?

HERKES KENDİ HİKÂYESİNİ YAZABİLİR

Herkes kendi hikâyesini yazabilir. Yazmalıda! Yazan insan araştıran, öğrenen insandır. Yazmak zaten insana çok faydalı bir şey öyle yalnız insanlar var ki yazdıkları yazılarla rahatlayıp günümüz kaba dünyasında biraz olsa huzur bulabiliyor. Fakat tabi ki bunun bir yetenek tarafı var ama herkes yazmalı kısmına kesinlikle evet diyorum! Bu öğrenilecek bir şey değil. Bu zaten insanın içinde olan bir his o hissi ortaya çıkarmak insanlara bağlı.

Peki, bu yolculukta ne zaman ben artık yazarım diyebildiniz? Ya da kendinizi "yazar" olarak tanımlıyor musunuz?

Ben kendimi sanat sever diye tanımlıyorum. Kitap yazıyorum, dizi çekiyorum, çekimler yapıyorum. Yalnızca yazmıyorum, söylüyorum. Şarkılarla anlatıyorum ben… Sanatın neredeyse her dalında kendimi anlatmaya çalışıyorum kendimi anlatıyorum.

Tek uğraşınızın yazmak olduğunu düşünebiliyor musunuz? Başka ilgilendiğiniz herhangi bir projeniz var mı?

Elbette var. Kitaptan sonra aklımda film çekmek var. Hazırda bir kaç dizi projemde var. Umarım yakında bunlarla da insanlarla buluşacağız. Zaten çektiğim yara bandı diye bir dizi vardı aynı zamanda orada oyuncu olarak da oynadım.

Sizin bir de müzisyen yönünüz var ilgiyle takipteyim. “Hayalim”, “Karanfil” ve “Haykırış” isimli rap üç müzik albümünüz var. Rap müzik merakınız nasıl ve ne zaman başladı? Sözleri size mi ait? Hala devam mı?

Elbette tüm sözler bana ait. Müzik serüvenim kendimi bildiğim an başladı. Müzik yazmak gibi hayatımın bir parçası halada devam ediyor. Zaman zaman projelerde hala üretmeye devam ediyorum.

Özellikle bu güzel yolculukta en büyük destekçiniz kim ya da kimler oldu?

Dediğim gibi ailem dediğim insanlarla başladım bu yola. Aslında dışardan birçok insan hayatıma girdi ama hep ailemle çalıştım. En yakın destekçim isim isim sayarsam unuttuğum isim olur ayıp olur en iyisi kısa özeti ailem desem daha doğru olur.

Ne tür okuyucu kitlesine hitap ediyorsunuz? İyi bir okuyucu kitlesine sahip olabilmek için ne yapılmalıdır?

BEN YALNIZCA KENDİM OLDUM

İnanın bunu hiç düşünmedim. Bunlar okur bunlar okumaz diye hiç bir düşüncem yoktu. Ben yalnızca yazdım, anlattım, söyledim, dinlettim, çabaladım, duysunlar diye… Duymuş olacaklar ki çok güzel cevaplar geri dönüşler aldım. Benim kitlem insanlar bunun inanın hiç bir kategorisi yok. O yüzden kitle elde etmek nedir bilmem. Ben yalnızca kendim oldum.

İleriye dönük kariyer hedefi planlarınız nelerdir?

Kitap dışında bir sinema filmi düşünüyorum ve hayata geçirmek için çalışmalara çok yakın bir zamanda başlayacağım. Zaten bir dizi çekmiştim oda çok güzel tepkiler aldı fakat yeni sezonu çıkartamadık farklı sebeplerden dolayı ama kesinlikle bunun bir devamı olacak.

Bende yazmak istiyorum diyen genç yazarlara tavsiyeler desem? Günümüzün gençliğine üç tavsiye verecek olsanız bunlar ne olurdu?

Gençlere yazın kendinizi anlatım derim. Kendini anlatmak, düşüncelerini, hayallerini, fikirlerini, anlatmalarını isterim. Öyle güzel bazen yazılara denk geliyorum ki yaşları 17 olan, inanılmaz güzel fantastik yazılar yazan gençler, resmen tüylerimi diken diken yapıyor. Elimden gelen her yazara bu konuda destek olmaya çalışıyorum varsa çalışmalar bana mail atabilirler elbette. Önce eğitim. Tüm gençlerden ricam okulunuzu sevin o okuldaki öğretmenler bir daha gelmeyecek, o kızdığınız arkadaşlarınız bir daha geri dönmeyecek, o güzel duyguları yaşayın yarım bırakmayın.

Son olarak gündemde ısrarla kalmaya devam eden bir türlü bitmek bilmeyen çocuk istismarları, kadın cinayetleri ve hayvana şiddet hususunda neler söylemek istersiniz?

Bunları görmeden bazen kapatıyorum. Dayanamıyorum oturup ağlıyorum. Elbette içinden çok şey geçiyor ama söylemem. Her insan bir ananın evladı olduğu bu dünyada bunca acıyı kaldırmak çok zor. Hayvanlar bu dünyada canımız dostumuz onlara zarara verenler, melek çocuklara dokunanlar, ayaklarına kapandığımız analarımız, kadınlarımıza, zarar verenler en ağır şekilde cezalandırılmalı. Bu konuları zaten fazlasıyla destekliyorum sosyal medyada, dediğim gibi ne desem bilemiyorum inanın bu konular beni her insanı olduğu gibi çok ağır ve derinden yaralıyor. ÜZGÜNÜM !

Yolunuz Açık, yürek sesiniz daim, kaleminiz kavi olsun Sayın Sercan Bey.

Güzel dilekleriniz ve bu güzel söyleşi için çok teşekkürler! Sevin aşık olun bu dünyaya gökyüzü maviyken... Hoşça kalın.

RÖPORTAJ: ASLI M. SARI

0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör